3 Ekim 2007 Çarşamba

Mahalle Takımlığından Asırlık Çınarlığa

Cumhuriyet Spor Dergisi
02.10.2007

Tuğrul YENİDOĞAN







MAHALLE TAKIMLIĞINDAN ASIRLIK ÇINARLIĞA
BEŞİKTAŞ


Beşiktaş kulübünün kurucuları, Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Fetgeri, Mehmet Şamil (Şhaplı), Hüseyin Bereket, Nazım Nazif (Ander) beylerdir. Galatasaray kulübünün kurucularını bir araya getiren etkenin, her birinin Galatasaray lisesi öğrencisi olmaları; Fenerbahçe kulübünün kurucularını bir araya getiren etkenin, her birinin Kadıköylü ve ağırlıklı olarak Saint Joseph Liseli olmaları gibi, Beşiktaş kulübünün kurucularını bir araya getiren etken, tümünün Çerkez asıllı olmaları ve birbirleriyle bulunan akrabalık ilişkileridir.
Her üç kulübümüzün kurucuları da, genç kuşağın temsilcileridir. Yaşça en büyük olanları 21-22 yaşındadır. Örneğin, Galatasaray kulübünün kurucuları 16-19 yaşları arasındadır. Aynı kuşağın, benzer tarzda yetiştirilmiş, eğitimli, aydın gençleridir. Gerek Beşiktaş, gerek Galatasaray, gerek Fenerbahçe kulüplerimizin kuruluşlarını zihnimizde canlandırırken genel bir yanılgıya düştüğümüzü sanıyorum.
Üç kulübümüzün de yayımlanan tarihçelerinde kullanılan kurucu fotoğraflarının, algılamada düştüğümüz yanılgının ana sebebi olduğunu düşünüyorum. Öyle ya, kelli felli, sakallı bıyıklı, gösterişli üniformalar, şık giysiler giymiş o kurucu fotoğraflarını görünce; bu kulüplerimizi o devrin, makam mevkii sahibi, belirli çevreleri ve güçleri olan, sözü dinlenen kişilerince kurulduğunu zannediyoruz.
Biraz da kulüplerimizin günümüzdeki şan şöhret sahibi yönetim kurullarını düşünerek ve onlarla kıyaslayarak, o zamanın kurucuları, yöneticileri de böyle olmalı diye hayalimizde canlandırıyor, yanılgıya düşüyoruz. Hâlbuki bu kulüplerimiz her biri çocuk yaşta gençler tarafından kurulmuştur. Galatasaray kulübünü kuranlar, henüz okul sıralarında öğrenimlerini sürdüren 17-18 yaşında gençlerdir.
Futbol toplarını yağlayıp, temizleyip iyi baktığı için başkan seçtikleri Ali Sami (Yen) Bey, 1905 yılında henüz 19 yaşındadır. 1907'de Fenerbahçe doğarken, kurucu başkan Ziya (Songülen) Bey 21, ikinci başkan Ayetullah Bey 19, Necip (Okaner) Bey 15, Galip (Kulaksızoğlu) Bey 18 yaşındadır. Beşiktaş kulübünü kurarken, Mehmet Şamil Bey 16, Hüseyin Bereket Bey 14, Ahmet Fetgeri Bey 15, Mehmet Fetgeri Bey 13 yaşındadır.
Şeref Bey, Beşiktaş futbol şubesini 17 yaşındayken kurmuştur.
(Şeref Bey)
Bu kulüpler, ''Hadi gelin birer kulüp kuralım. Önemli bir girişimde bulunalım. Kurduğumuz bu kulüplerin ileride milyonlarca taraftarı olsun. Adımız tarihe geçsin. Yüzlerce yıl yaşasın..'' diye önceden kararlaştırılarak kurulmuş kulüpler değildir elbette. Geçmişimizde, mahalle arasında arkadaşlarımızla oynarken, çocukluk, delikanlılık heyecanıyla kurduğumuz, türlü isimler verdiğimiz takımlarla, bu kulüplerin kuruluşlarının temelde bir farkı yoktur. Beşiktaş kulübünün ilk lokali, Osman Paşa Konağı bahçesinde yer alan hizmetlilere ait kulübedir. Mekteb-i Sultani'nin 5. sınıfında, bir sınıf takımı kimliğinde kurulan Galatasaray kulübünün ilk lokali, semtteki sütçü dükkânıdır. Fenerbahçe kulübü ilk lokaline, 1911 yılında Kemal (Aşkıner) Bey, ailesine ait evin bahçıvan kulübesini Fenerbahçeli sporcuların kullanımına tahsis ettiğinde sahip olmuştur. Yani Fenerbahçe'nin ilk kulüp binası basit bir bahçıvan kulübesidir.
Bu kulüplerimiz, her türlü yoksunluğa rağmen, çoğu öğrenci olan kurucularının, spor yapma, oyun oynama sevgileri ve aralarındaki güçlü arkadaşlık bağlarıyla ayakta durabilmiştir. O dönemde İstanbul'da, bu kulüplerimiz gibi, kimbilir kaç kulüp kurulmuş, kim bilir kaç gencin hayallerini, kurdukları takımları büyütmek, adlarını duyurmak, ünlü bir sporcu olmak süslemiştir? Kim bilir kaç takım büyük hayallerle kurulup, yoksulluk ve yoksunluk nedeniyle adını duyuramadan tarihin derinliklerinde unutulmuş, küçük bir fidanken, kuruyup yok olmuştur? Keşke elimizde, bir asırdır ayakta kalmayı başarmış bu üç büyük kulübümüzün kurucularının tamamının o kuruluş yıllarına ait fotoğrafları olsa, o fotoğraflara bakarak, heyecanlarını, ümitlerini, sevgilerini, kıvançlarını daha derinden hissedebilsek. Ne kadar önemli bir iş başarmış olduklarını, daha iyi anlayabilsek.
Bir Çerkez kulübü

Araştırmalarım sırasında, Beşiktaş'ın kuruluşunu gerçekleştiren ailelerin, yeni kuşaklarıyla tanışıp, görüşme imkânım oldu. Gerek Fetgeri, gerek Mehmet Şamil - Hüseyin Bereket kardeşlerin ailelerinin genç kuşaklarıyla bir araya gelmek, onların soy ağaçların inceleme fırsatı bulmak, beni define bulmuş kadar sevindirdi. Ne yalan söyleyeyim, bu ailelerin Kafkas halklarının kültüründe bu kadar önemli yerlerinin olduğunu, bu denli sayılıp, bu denli sevildiklerini bilmezdim.
Gerek Osman Ferit Paşa'nın soyağacını, gerek bizzat Ahmet Fetgeri tarafından hazırlanmış, Fetgeri ailesinin soyağacını incelerken, Beşiktaş kulübü kurucularının tümünün, Kafkasya'nın soylu ailelerine mensup olduklarını öğrendim. İşin ilginç yanı, bu ailelerin bireyleri tarafından kaleme alınmış, ancak tamamlanamamış Beşiktaş'ın kuruluş tarihçesinin de varlığından haberdar oldum. Bu tarihçede, Beşiktaş kulübünün kuruluştaki isminin, bilinenden farklı bir biçimde ''Bereketiko Jimnatik Kulübü'' olarak kullanıldığını gördüm.

BEREKETİKO JİMNASTİK KULÜBÜ

Önce, babaları Osman Ferit Paşa'ya ait Serecencebey'deki konakta kulübün kuruluşunu sağlayan Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket kardeşlerin soyağacını inceleyelim.
(Hüseyin Bereket)
(Osman Ferit Paşa)
Babaları Osman Ferit Paşa'nın soyu, kuzey batı Kafkasya'nın Soçi yöresinin bir Çerkez oymağı olan Ibıh oymağı savaşçı komutanlarından "Şhaplı Kubilayko Mahomet Bey'' den gelmektedir. Soyağacı, babadan oğla; Mirza Han , Berko Mirza Bey , Mirzaiko Bereket Bey, Bereketiko Hasan Bey şeklinde uzanmaktadır. Osman Ferit Paşa, Bereketiko Hasan Bey'in 4 oğlundan en büyüğüdür. Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket büyükbabalarının adına itafen, konaklarının bahçesinde kurulan kulübe ''Bereketiko Jimnastik Kulübü'' ismini vermişlerdir.
Osman Ferit Paşa'nın erkek kardeşleri, Müşir Mehmed Paşa , Ahmed Paşa ve Albay İsmail Bey 'dir. Osman Ferit Paşa'nın Şeyh Şamil 'in torunu olan zevcesi Nefiset Hanım 'la olan evliliğinden 11 evladı olmuştur. Bunlar, Mehmet Şamil (Şhaplı), Hüseyin Bereket, H. Arif, M. Gazi, Hamza C. Osman Erkan, Ebubekir S. Erkan, F.Saadet Şhaplı, Habibe H. Erkan, Safiyet N., Zübeydet Z. Şhaplı ve Melek hanımdır.

ŞEYH ŞAMİL'İN TORUNU

Beşiktaş'ın kurucuları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket'in anneleri Nefiset Hanım, tarihte ''Dağıstan Aslanı'' diye nam salan Şeyh Şamil'in torunudur. (Bazı kaynaklarda Şeyh Şamil, bazı kaynaklarda İmam Şamil olarak geçer. Buradaki şeyh ve imam sıfatları günümüzde anladığımız şekliyle dinsel bir anlam içermez. O günün Kafkasya'sında siyasi otoriteyi tanımlayan sıfatlardır. Yanlış anlaşılma olmasın.) Şeyh Şamil, kuzeydoğu Kafkasya'nın Dağıstan bölgesinin Avar boyundan Gimri'li savaşçı komutan Dengov Muhammed 'in oğludur.
Kuzey Kafkasya devlet reisi Şeyh Şamil'in oğlu Gazi Muhammed Paşa 'nın Habibet Hanım'la olan evliliğinden, Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket'in anneleri Nefiset Hanım doğmuştur. Şeyh Şamil, Kuzey Kafkasya devlet başkanı (imam) seçildiği 1834 yılından 1859 yılına kadar Rusya'nın büyüklüğü ve kudretine rağmen yılmadan mücadeleyi sürdürmüştür. Kendinden önceki iki imamın döneminde de fiilen 10 yıl savaşlara iştirak ettiğinden, durup dinlenmeden cihat ettiği süre tam 35 yılı bulmuştur. İstiklal için, esarete karşı verdiği 35 yıllık mücadele sonucu Ruslara esir düşmesi ve 10 yıllık esaret dönemi, Şeyh Şamil'in ismini tüm İslam âleminde bir efsane haline getirmiştir.

ABDÜLAZİZ'DEN AĞIRLAMA

Şeyh Şamil, on yıllık Rus esaretinden kurtulduktan sonra, 1869 yılında, İstanbul'a gelir. Büyük sevgi gösterileriyle karşılanır. Ailesi ile birlikte uzun bir deniz yolculuğu sonunda, geldiği Dolmabahçe sahilinde saltanat kayıkları ile karşılanan önemli misafir, bizzat Sultan Abdülaziz tarafından ağırlanır. Cuma selamlıklarına padişah ile birlikte katılan Şeyh Şamil, İstanbul halkının büyük sevgisine mazhar olur. Bir süre İstanbul'da kalan Şeyh Şamil, hac görevini yerine getirmek için Hicaz'a gider.
Şeyh Şamil'in Kâbe'ye geldiğini duyan 100 bini aşkın hacı adayı, bu büyük kahramanı görebilmek için adeta birbirini ezer. Bunun üzerine Şeyh Şamil bütün hacıların görebilmesi için Kâbe'nin damına çıkarılır. Bu, tarihte benzeri olmayan bir olaydır. 73 yaşında olan Şeyh Şamil, Medine'ye dönüşte hastalanır. Şeyh Şamil'in Medine'de ağır hasta olduğu haberi Rusya'da rehin tutulan oğulları Gazi Muhammed ve Muhammed Sefi Beylere ulaşır. Oğulları son anlarında babalarının yanında olmak arzusundadırlar.
Şeyh Şamil Sultan Abdülaziz'e, oğullarının son günlerinde yanında olması isteğini ve bu konuda yardımcı olmalarını ifade eden bir mektup yazar. Sultan Abdülaziz, Rusya'nın İstanbul Büyükelçisi İgnatiyev aracılığı ile Çar II. Aleksander 'dan Şeyh Şamil'in oğullarının önce İstanbul'a, sonra da Medine'ye gönderilmelerine izin verilmesini ister. Çar bu isteği, kardeşlerden birinin elinde rehin kalması şartıyla kabul eder. Şeyh Şamil'in büyük oğlu Gazi Muhammed Paşa önce İstanbul'a, oradan da Medine'ye doğru yola çıkar. Ancak, babasının 4 Şubat 1871'de ölümünden çok sonra Medine'ye ulaşabilir.
Gazi Muhammed Paşa ve aile efradının Medine'de bulunduğu yıllarda, Osman Ferit Paşa Şeyhülharem' dir. Yani Osmanlı sultanı adına Medine muhafızlığında (valilik görevi) bulunmaktadır. Kendisi de Kafkasya, Dağıstan doğumlu olup, yirmi yaşında Kafkasya'dan hicret etmiştir. Paşa; Gazi Muhammed Paşa'nın kızı Nefiset Hanım'a işte bu dönemde talip olur. Evlenir, aile kurarlar. Osman Ferit Paşa ve ailesi bir süre sonra başkent İstanbul'a göçerler. Taşkışla komutanıdır artık. 1902 yılında Beşiktaş Serencebey'de satın aldıkları konağa yerleşirler.
Oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket, yakın akrabaları Fetgeri kardeşlerle birlikte Beşiktaş kulübünün tohumlarını bir yıl sonra işte bu konağın bahçesinde yeşertirler. Beşiktaş'ın diğer iki kurucusu ve ilk sporcuları olan Ahmet Fetgeri ve Mehmet Fetgeri kardeşlerin ve 1909 kurucularından olan Fuat Balkan'ın soyağaçları hakkında bilgileri, bizzat ailelerinden edindiğim belgelere dayanarak gelecek haftaki yazımda yayınlayacağım.
Böylece Beşiktaş kulübünün kuruluşunun tohumlarını oluşturan Çerkez kimliğini bütünüyle ortaya koyabileceğime ve yine bir Çerkez olan Kuşçubaşı Eşref Sencer'in, temel taşlarını bütünüyle Çerkezlerden örerek kuracağı Teşkilat-ı Mahsusa örgütüyle Beşiktaş kulübünün o çok merak edilen ilişkilerinin doğuşuna ışık tutabileceğime inanıyorum.
DEVAM EDECEK.

Hiç yorum yok:


http://bjktaraftarproje.com/

Saat Kaç ?

ADSL Hızınızı Test Edin.